Türkiye’de ilk interet bağlantısı nisan 1993 yılında, odtü’de gerçekleşti. 64 kb/s olan bu bağlantı hızı cidden göz doldurucuydu. ciddi bir çalışma yaparak, gecelerini gündüzlerine katarak önce akademik ve sonra da bireysel olarak kullanıma girmiştir. ege üniversitesi 1994’te, bilkent 1995’in eylül ayında, boğaziçi üniversitesi aynı yılın kasım ayında, itü 1996 yılının şubat ayında ve turnetde ağustos ayında internet ile bağlantısını sağladı.


sağladı sağlamasına ama, bu gerçekten o kadar kolay olmadı şimdiki biz kullanıcalar için. telefon kablosuna yapılan bir ekleme ile bilgisayarın dial-up modemine kadar uzanan bir başka telefon kablosu takılırdı. kişisel internetin yaygınlaşması aslında 1995-1996 yılları ve sonrasında başladı. çevirmeli bağlantı olarak da bilir bu dial-up bağlantı. onu da belirteyim. faks sinyaline benzer gıcık bir ses ile birkaç dakika modemin sinyal alması beklenirdi. 146 efsanesinin başladığı dönemler tabii bunlar. internete girmek için tonla para verildiği zamanlar falan. daha sonrasında millet baktı bu böyle olmayacak ixir çıktı, superonline çıktı, e-kolay çıktı. hatta e-kolay’ın reklamında rahmetli kemal sunal oynamıştı. çocukken ne sevinmiştim (“e kolay.net, sloganı kolay internet”). bu isimlerini saydığım firmalar o zamanlar belirli bir fiyata bizlere belirli bir saat internete bağlanma fırsatı verirdi. fahiş fiyattan kısmen de olsa kurtulurduk. hatta bir aralar bu ixir’in benzin istasyonlarında belli bir akaryakıt alımının üzerine çıkıldığında ücretsiz verildiği kampanyalar hatırlar gibiyim. fena olaydı. hatta çok bilinmemesine rağmen daha da ilerki yıllarda “ki” adında bir firma vardı. bu da ixir gibi internet bağlantısı sunardı. çok yaratıcı bulmuştum. çünkü “ki” aynı zamanda bir bağlaçtı. ama isim mi yapamadılar ne, şimdi internette buraya link koymak için biraz baktım kimse bahsetmemiş, aramalarda çıkmıyor. neyse.


yine bu dönemlerde irc kullanımının ülkemizde tavan yaptığını görebiliriz. zira artık bu firmaların kampanya ve fiyatlandırmaları rekabet yüzünden iyice uygun hale geldiği için, artık internet ufak çaplı araştırma ve hala daha kullandığı şeyin nasıl bir mucize olduğunu anlayamayıp hayretlere düşen insanlarla dolu olmaktan çıkmaya başlamıştı. ufak ufak “e şimdi ben buna bağlanıyorsam, kesin benim gibi bağlanan kızlar da vardır” mantığı ile başlandı bunun yolları aranmaya. o zamanlar google yok. dikkatinizi çekerim. aramak bildiğin çin işkencesi. eğer varsa da o tarihte bir arama moturu, o arama moturunu bulabilmek için de bir arama motoru yoktu. o zamanlar bir internet sitesine girebilmenin tek yolu adresini, linkini, url’sini bilmekti.




neyse artık bizim türk milleti yan battı, düz gitti, bilemiyorum orasını, www.mirc.com’u buldu. bu firma 28.02.1995 yılında kuruldu. zaten o zaman bir firma bile değiller. üç beş kişi toplanıp yazmışlar programı, bu az önce verdiğim link’e de download koymuşlardı. sonradan işi ticarete döktüler. paraya para demediler. zaten sonrasında olaylar gelişmeye başladı ülkede. kadın sanılan adamlarla doldu ortalık. ciddiyim. amacım misilleme falan yapmak değil. millet birbirini öyle fena işletiyordu ki… hani şimdi facebook için ocak batırır, yuva bozar diyoruz ya, ohoo o zamanlar mirc bunun çok daha fazlasını yaptı. eski sevgiliyle karşılaşmalar, yalanların ortaya çıkmaları, yazışılırken yakalanan adamlar, kadınlar… mirc ortamında günah kendine bir yol bulmuş, oluk oluk akıyordu anlayacağınız. *
#zurna efsanesi de burada doğdu tabii. kullanıcı adı register etmeler falan… çünkü mesela popüler bir bayansanız (ki bayan olduğunu sanmıyorum o kişinin) siz çıkar çıkmaz aynı nick ile giriş yapılıp insanları kekleyebiliyorlardı. zaten bana kalırsa bu “nickname” olayının doğduğu yer olmasa bile, günümüzde yaygınlaştığı yer kesinlikle mirc’tir. ben buna inanıyorum, inanmak istiyorum. neyse, velhasıl ardından türkiye için konuşmaya devam edersek, 17.04.1998 tarihinde siberalem, 08.10.1998 tarihinde kahkaha.com, 14.01.1999 tarihinde benim aşkım olan sorutimes.org (ki tam bir ay sonra 14.02.1999’da sozluk.sourtimes.org ile ekşi sözlük ortaya çıktı), 08.03.1999 tarihinde mynet kurulmuştur. bu siteler ilk türkçe içeriğe sahip portallar idi. onlardan en bilinenleriydi (yani burası hariç. ya bu benim hala yaram sözlük biliyor musun? yani şurası mynet’ten önce kurulmuş bir yer ama mynet 2002 yılında paraya para demezken, bu ssg için ancak 2006 yılından sonra olabildi. ya ssg gel öpücem ya). hatta mynet’in boy boy billboard’ları kol gezerdi sokaklarda. şimdilere kolay gelmedi. sonrasında e-mail verdi insanlara bedava. bu ciddi anlamda büyük olaydı. bir insanın adına ait bir mail hesabı olması prestij nedeniydi. hey gidi günler. gel gelelim bu olayın çöküşü forward mail’lerdir. iyice çığrından çıkmıştı. hatta zamanında ekşi sözlük’ün alt kısmında yazan bir yazıda bu forward mail’lere olan kinini “fw:fw türk astronot ve houston replikleri hahaha” şeklinde tam hatırlamayamadığım bir şekilde çıkarmıştı.


dünyadan kült diye tabir edilebilecek siter içinde ise, 25.11.1996 tarihinde woldsex.com, 15.09.1997 yılıda google, 19.11.1998 tarihinde shownomercy.com kuruldu. ha şunu da demeden geçemeyeceğim. bu arama motorlarının olmadığı zamanlarda bir internet sitesine ulaşmak çin işkencesi dedim evet, ama banner’lar vardı bunların yerine. o geldi aklıma. worldsex.com’u o şekilde bulmuştum ben mesela. sonra bu banner olayı fena para kırma yolu haline geldi. “dost siteler” falan kavramı altında ufak ücretlere bu reklamlar konur, sitelerin bilinirliği arttırılmaya çalışılırdı. 2000-2004 arası bu olay dünya çapında bir saçmalamaya dönmüş ve banner’dan site içeriğini göz ile ayırmak neredeyse imkansız hale gelmişti. bu ibneleşmeye hala daha nefret ettiğim forum sitesi mantığı yol açmıştı. hatta bu sitelere sinir olma nedenim de sanırım bu banner’lar falan. bunun yanında 5. yorumdan sonra konunun kendi içinde muhabbete dönmesi ve olaydan uzaklaşılıyor olması da cabası. zaten ekşi sözlük’te 1999 yılında bundan pek farklı değildi ama en azında espriler kaliteliydi, eğlendiriyordu abilerimiz bizi. sıkıntı değildi o kadar. sözlük formatı uygulamasının tam anlamıyla icraate geçmesi ile de tadından yenmeyen bir hal aldı.




biz konudan sapmayalım en iyisi. mirc’te kalmıştık. daha sonrasında hayatımıza sırasıyla icq ve windows messenger gelmişti. bu sıralama aynı zamanda birbirini yok etme sıralamasıdır. mirc efsanesini icq, icq’yu da windows messenger bitirdi. tabii en son facebook koydu o başka. hem bana kalırsa hepsi kendi içinde birer efsanedir. bunlar yazılımsal olarak bilgisayara indirilen “arkadaş bulma”, chat yapma programları tabii. bir de siteler üzerinden gerçekleştirilenler vardı. az önce yukarıda verdiğim siberalem ve mynet’in chat odaları bunardan birkaç tanesi. yabancı uyruklu sitelerden de yonja.com (28.09.2003), hi5.com (27.06.1996) var mesela ama bunlar daha ilerki zamanlar için geçerli. (evet, hi5 ’96 yılında çıktı ama ülkedeki bilinirliği 2000’lere gelmekte)


icq’da 6 haneli kullanıcı numaralarının deli paralara satıldığını bilirim (buyrun). windows messenger’da ise kullanıcı adlarında bir olay vardı. daha sonraki sürüm ve güncellemelerde o kalktı ama tam hatırlamıyorum. harf karakterleri ile alakalı bir durumdu. onlar da deli cool olma sebepleriydi.


mynet ücretsiz mail hesabı ve chat odası olayından sonra ixir gibi internet paketleri vermeye başladı. sonra dsl olayına geçti ama superonline uzun bir suskunluktan sonra deli gibi bir atılım yaparak günümüzdeki fiber internet öncüsü oldu. e-kolay unutuldu. siberalem.com’un hala çok kullanıcısı var ama rant kaybetti. bunun nedeni yine yukarıda söylediğim yonja.com gibi internet siteleri. çöpçatanlık ve arkadaşlık siteleri bir döneme ciddi ciddi damgasını vurdu. o zamanlar insanların buralarda hesabı vardı. arkadaşlarının fotoğraflarını beğenip, yorum yapılır ve mesajlaşılırdı.


facebook aslında 29.03.1997 tarihinde kuruldu. ama o zamanlar az çok filmini izleyenler bilir, amerikada üniversite öğrencileri arasında geyik çevirmeye yarayan tonlarca internet sitesinden biri gibiydi. zaten tasarım desen şimdikiyle alakası bile yok. hatta şimdi iğrendiğimiz yonja.com’dan bile berbat halde. sonra mark abi el attı arayüzüne de az çok kendine geldi. facebook’un yaygınlaşıp silikon vadisi’ne geçmesi ile bu karı/kız – adam/erkek düşürmek üzerine kurulu internet siteleri yavaş yavaş kullanıcı kaybetmeye başladı. çünkü hatırlayanlarınız bilir, bizim ülkemizde facebook ilk yaygın olarak kullanılmaya başladığında ciddi ciddi millet ilkokul arkadaşını, eşini, dostunu ekliyordu. sonra her internet sitesinin başına geldiği gibi onun da boku çıktı. insanlar facebook’u ciddi bir yer olarak gördüğü ve artık yılışık her gün sarkan adamlardan, kadınlardan(?!) bıktığı için burasını cennet ilan ettiler. “…derken şu an bilmem kaç milyon kullanıcı facebook’ta boşalıyor.”


Türkiye’de kült olarak kabul edilebilecek internet siteleri (köklü, bir geçmişi olan olarak) öyle fazla değil ne yazık ki. ya da günümüze kadar ayakta kalabileni. mesela ayyas.com vardı. o da server parası yüzünden kapanmak zorunda kaldı. çünkü bu bahsettiğim banner olayı zamanında o kadar milleti soğuttu ki, ayyas.com siteye banner koymamak için yeminli bir yönetime sahipti. ama banner aynı zamanda para demekti ve bu gelmediği için birkaç kişi ancak belli bir zamana kadar üstesinden gelebildi.


bakmayın siz zamanında ssg’de para kırmanın yollarını ararken amazon.com falan denedi. yapmadı değil. en son olarak, o da banner’dan sıkılmış olacak ki, sadece sağ tarafa bir tane koymakla yetindi. bu aslında sözlük’ü o zamanlar farklı yapan, kolay ve güzel yapan birkaç şeyden bir tanesiydi. hala da öyle. beta hariç. ehe.


ama mesela dünya internet tarihinde ise aslında hiç boş geçen süreç yok denilebilir. en çok gideri olanlar da hep arkadaşlık siteleri oluyor nedense. bu sayede insanoğlunun internet ile buluşması ne denli güzel olduğunu bilemiyorum. hem kendimizde, hem de dünya genelinde yapılan ikinci adım, hep “nasıl hatun/adam düşürürüm?” oluyor. olmuş. olacak. sanırım insanların gerçek kimliklerini yansıtma zorunluluğu olmamasından kaynaklanan bir şey. alter egolarını fıskiye gibi saçıyorlar. neyse, internet ile ilgili kişisel sitemim sizi bağlamaz tabii.
bu arada internet lugatının doğuşu var. irc sağ olsun. “slm asl pls” efsanesinin yuvasıdır. kimi yerde a/s/l olarak da geçer. “burası kasıyor msn var mı?” efsanesi de irc’den çıkmadır. gönderilen yazlılar toplu konuşma sayfasında ışık hızında yukarı doğru kayarken, kaymak zor oluyor tabii. seni hınzır. bu asl olayını da biz yabancılardan aldık mirc’te. yabancı dil bilen abilerimiz, ablalarımız bize asl diye sorunca açık konuşayım başta “asl ne ulan” diye çok aradım yani. tabii ekşi sözlükte bu başlık 1999 yılında açıldığı için, o zaman buraya girip bakamıyorum da. tehey. sonra birine sormuştum da öğrenmiştim. alay etmişti falan. şimdilerde 13 yaşındaki çocuk biliyor. bir de smile kullanım olayı var. rivayetler ilk smile amerikada bir adamın yolladığı mail’in sonuna “:)” koyarak başladığını söylüyor. onu araştırmadım bak şimdi. sonradan bu da 🙂 -> :d -> xd -> .d -> :_) falan diye evrim geçirdi de geçirdi. doyamadı iğrençleşmeye. gülmekten tiksindiğim zamanlar oldu. peki öncesinde insanlar güldüklerini falan nasıl belirtiyorlardı? elbette “hahahaha” diyerek. şimdi sen bunu 🙂 bu şekilde yaptın da ne oldu arkaşadım sorarım sana. ha daha sonra o “ahahaha” da “jaknsdjkfnsdşfkjsdnf” şekinde evrimleşti o başka. yemin ederim 1995-1996 yılında birine chat yaparken “jsdnflksjdnfsl” desen, “ne diyon kardeş” derlerdi. demezlerdiyse gelin bulun beni. buradayım. hatta bazı yerlerde türkçe karakterler çıkmadığı için gönderilen yerler “#+$!!(/” falan gibi çıktığı için “yazdığın gelmedi” bile diyebilirlerdi. bu arada az önce yaptığım o “#+$!!(/” ise, sinirlenme, sinirden küplere binme belirtisidir. şimdiki nesil bilmez pek. hatta yine çok bilinmeyen bir başka şey ise, internet lugatına göre büyük harfle yazmak bağırmak anlamına gelir. o yüzden ekşi sözlüğü sessiz sakin konuşan insanlardan olşan bir yer belledim hep.
bir de şu yazı edit olayını sadece ekşi sözlük’ten gören bir ton insan tanıdım. yapmayın etmeyin arkadaşlar. aslında bu olay forum sitelerinde yazılan yazıların edit’lendikten sonra yazan kişinin yaptığı bir şeydi. link kırık çıkınca oradan adamın biri “link kırık kardeş” derdi, adam düzelttikten sonra altına “edit” ekleyip, “link” derdi. böylelikle o kişinin düzelttiği anlaşılırdı. sözlüğün yaptığı şey “edit”e fantastik isimler vererek kendine has bir ambiyans yaratması. for example; edittiri, büdüt, zögedit, editiyorum, edittim gitti…
bu arada 64 kb/s dial-up internet hızında kalmadı ülkemiz elbette. gelişen teknolojiden yararlandı. o sonra 128 kb/s oldu. sonra 256 kb/s, 512 kb/s ve sonradan da 1 mbit/s derken günümüzde 20 mbit/s internet hızları mevcut. yani dial-up görmüş benim gibi insanlar ciddiyim bu konuda orgazm yaşıyorlardır. ha dünyada bu hızadan çok daha fazlaları var ama, ülke olarak oralardan buralara geldiğimizi görmek (geç de olsa) güzel. dial-up yerini adsl’e bıraktı. şimdi o da fiber internete bırakıyor. bırakmak üzere.




forum siteleri phpbb kullanırdı mesela. hala daha forum açmak isteyenler en basit yol olduğu için bunu yapar. bu phpbb’nin üst versiyonları çıktı ilerleyen zamanlarda. phpbb2, phpbb3, phpbb4… * bunun daha gelişmiş paneline sahip olanı vbulletin’dı. şimdi onun vbulletin5’i çıkacak. tehey.


html’den, html5’e. css’den, css3’e çok yol katetti internet tarihi boyunca. asp tasarımlar (misal ekşi sözlük) falan…


işte sonracığıma facebook (29.03.1997), twitter (21.01.2000), formspring (12.11.2009), connected2.me (22.02.2011), ask.fm (17.05.2010), myspace.com (22.02.1996), 8tracks.com(23.04.2000), fizy.com (27.11.2001), youtube.com (15.02.2005)… bir de hiç konuya değinmediğim 4chan (13.12.2003) var mesela. sonra yahoo (18.01.1995) var. var oğlu var. konu derin. mevzu uzun. zaman zaman gelir doldururum buraları.


şimdi ben buraya türkiye’de internet tarihi dedim ama zaman zaman konu dünya geneline çıktı ama olsun. kendimizi onların arasına koyalım yani. sorun değil. biz de bu dünyanın bir parçasıyız yahu. bir de aklımdaki onca şeyi bir çırpıda anlatmak istedim ama olmadı. karışık falan geldiyse, ne bileyim, kusura bakmayın yani. bir de özet geçemedim. geçmek istedim de olmadı.


alıntıdır: ekşisözlük – yazar: kendinikertenkelebek